Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, New York’ta Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile görüşmesi, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın ‘devre dışı’ kalmasıyla ilişkilendirilirken, yankıları da sürüyor.
Bu konuda açıklamada bulunan Akıncı, Kıbrıs sorunu bağlamında kendisini devre dışı bırakabilecek yegâne gücün halk olduğunu söyledi ve “Beni yetkilendirip devreye koyan Kıbrıs Türk halkıdır” dedi. Siyasi partilerin temsilcileri de, yapılan görüşmede abartılacak bir durum olmadığını, Cumhurbaşkanının devre dışı kalmayacağını, devre dışının Kıbrıslı Türklerin aleyhine olabileceğini söylediler.
KKTC’de bunlar tartışılırken, Anastasiadis ve Atina, fazla da belli etmeden kıs kıs gülmekte, “Akıncı ile Ankara’nın arasını açmışsak ne mutlu bize” diye iç geçirmekte, avuçlarını ovmaktadırlar. Geçen gün de yazmış ve bir atasözüne atıfta bulunarak, “Sinek de küçüktür ama mide bulandırır” demiştik…
Rum Yönetimi ile Yunanistan, yarım yüzyıldır süren Kıbrıs müzakere sürecinde Kıbrıs Türk tarafını muhatap almak istemedi, esas muhatap olarak Türkiye’yi görmek için yandı tutuştu. Halbuki Kıbrıs Türk tarafı, bu sorunda iki taraftan biridir ve bu BM tarafından da tescil edilmiş bulunmaktadır. Ada’da sorunla ilgili iki taraf vardır ve bunlardan biri Rum, diğeri de Türk tarafıdır. Aynı zamanda Kıbrıs konusunda olası bir çözüme temel oluşturan Denktaş-Makarios ve Denktaş-Kiprianu Anlaşmaları bunun kanıtı değil midir?
Gelmiş geçmiş Türkiye hükümetleri, Rum tarafının her türlü oyunbozanlığı karşısında, gerekli uyarılarda bulunarak, “Sizin muhatabınız Ankara değil, KKTC’dir” demedi mi? Bu bakımdan mütekabiliyet konusunda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yüzde yüz haklıdır. Ancak bu güne kadar hiç mi hata yapmadı?
Hani ‘Hatasız kul olmaz’ derler ya…
Türkiye’de Demirel, Erbakan, Özal, Ecevit, Türkeş ve aralarında Erdoğan’ın da bulunduğu gelmiş geçmiş Türk siyasileri hiç mi hata yapmadılar? Denktaş, Talat, Eroğlu hiç mi hata yapmadılar? Dışişleri eski bakanlarından Davutoğlu, meşhur 11 Şubat belgesine son şekli verilirken hata yapmadı mı? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken, Annan Planı referandumu döneminde Yunanistan ve Alvaro de Soto tarafından kandırılmadı mı? Bunu bizzat kendisi itiraf etmişti…
Ancak zamanla hem Kıbrıs sorununu derinliğine inceleme fırsatı buldu, hem de Türkiye’nin ve de Kıbrıs Türk toplumunun başına çorap örmek için şeytanla bile işbirliği yapmaktan çekinmeyen Rum ve Yunanın ne mal olduğunu gördü.
Bize öyle geliyor ki, esas ilkelerden bir kereye mahsus sapma yapan Türkiye, söz konusu görüşme ile belki de Akıncı’ya dolaylı da olsa bir mesaj vermek istedi. Bu da ‘Türkiye ile istişareden vazgeçme’ anlamında olabilir. Çünkü kabul etmek gerekir ki, Crans-Montana’dan sonra, BM Genel Sekreteri dahil, tüm taraflar mevcut parametrelerin ortadan kalktığını, daha doğrusu çöktüğünü dile getirdiler. O nedenle 50 yıldır gerçekleşmemiş bir modeli savunmak yerine, alternatiflere yönelmek gerekir. Anastasiadis, zamanında ilk kez Kliridis tarafından gündeme getirilen ‘Gevşek Federasyon’ formülünü ısıtarak yeniden masaya koymaya çalışmakla hedef şaşırtması yapmakta, aslında oyalama taktiklerine devamın mesajını vermektedir.
Akıncı’nın Crans-Montana’da “Türkiye’ye rağmen” toprak konusunda harita ve rakam vermesi zamanında çok eleştirilmişti… Artık bunlar geride kaldı. Şimdi yeni süreçte Türkiye ile sıkı işbirliği içinde alternatif yeni çözüm yolları üzerinde istişare yapmak ve ortak politikayı belirlemek gerek. Günümüz dünyasında ‘federaller, mederaller’ de ortadan kalktığına göre, değişen parametrelere göre alternatif çözümler üzerinde ortak çalışmalara yönelmenin çok daha yararlı olacağına inanıyoruz. Çünkü bir elli yıl daha Kıbrıs Türk halkının zamanını çalmaya ne Rum tarafının hakkı vardır, ne de BM veya bir başkasının!
***
Lefke’nin çınarı Nadir Hanım ve eski polislerden Yahya’nın eşi de göç etti
KKTC’nin şirin kenti Lefke’nin çınarları son zamanlarda birer birer öteki dünyaya göç ediyor. Onlardan biri de, çok kıymetli ve saygıdeğer insan Nadir Bıldır. Önceki gün Lefke’de son yolculuğuna uğurlandı. Nadir Hanım on evlat, sekiz de torun sahibiydi.
Bir çınar isim de dün Lefkoşa’da toprağa verildi. Ailenin büyüğü, değerli insan Hacı Zalihe Çöke Lefkoşa Mezarlığı’nda defnedildi. Uzun yıllar trafik polisliği yaptıktan sonra Avustralya’ya göç eden, yıllar önce de vatanına kesin dönüş yapan, Lefkoşalıların yakından tanıdığı Hasan Yahya’nın eşi olan Hacı Zalihe Çöke 1934 doğumluydu. Yarın da Taşkınköy’deki evinde ruhuna mevlit okutulacak.
Bu arada aslen Fota’lı olup, Londra’da ikamet eden ve orada vefat eden Mehmet Salih Şah da dün Lefkoşa Mezarlığı’nda defnedildi.
Tümüne Tanrı’dan rahmet, aileleri ve sevenlerine başsağlığı dileriz





Yorumlar kapalı.